MEB Teftiş Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEB Teftiş Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2021

Danıştay MEB’in ‘Bürokrat Zırhı’nda Delik Açabilir Mi?

 

Danıştay MEB’in ‘Bürokrat Zırhı’nda Delik Açabilir Mi?

Atalay Girgin*

“MEB başsavcılığa neden soruşturma izni vermedi?1” başlıklı yazıyı okuyanlar anımsayacaktır. Söz konusu yazıda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, MEB bürokrasinden 7 kişi hakkında “Soruşturma İzni” talep ettiğini yazmıştık.

Dönemin Milli Eğitim ‘Bakan’ı Ziya Selçuk imzasıyla bu talep reddedilmiş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına “Soruşturma İzninin Verilmemesi”ne hükmedilmişti.

Savcılığın, “4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” bağlamında talep ettiği “Soruşturma İzni”nin gerekçesi “Görevi kötüye kullanma” suçuydu.

Bu suçun açılımında ise şunlar yazılıydı: Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapılan atamalar ve/veya görevden almalarla alakalı yargı süreçlerine müdahale anlamı taşıyan, bu sayede hem çıkar sağlandığı hem de kamunun gereksiz tazminat ödemesine sebep olunarak suç işlendiği iddiaları

İddialar Ciddiydi Ama…

15 Haziran 2021

MEB Enkazında Üç Maaşla Oturan Bürokrat!

 

MEB Enkazında Üç Maaşla Oturan Bürokrat!

Atalay Girgin*


Kamuoyunda, internet haber siteleri ve sosyal medyada tespit edilebilen iki maaşlı bürokratlar sayılıp dökülüyor. Ama üç maaşlılara ilişkin, Odatv’nin CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’a dayandırdığı “üç maaşlı bakan yardımcısı”1 haberinden ötesi yok. Sanki üç maaşlı tek kişi Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Şakir Ercan Gül’den başkası yokmuş gibi…

Sahi! Başka üç maaşlı hiç kimse yok mu, AKP iktidarında ve onun bürokrasisinde? Olmaz olur mu hiç… Nasıl olsa memleket yağma Hasan’ın böreği… Ya da “Devlet malı deniz, yemeyen domuz”. Ne yapsın bu dönemin, aramakla zor bulunan güzide ve seçkin kadın ve erkekleri? Yemeyip de kendilerine “domuz” mu dedirtsinler? Kendilerine “domuz” dedirtip de “domuz”un günahına mı girsinler?

Elbette haklısınız! Onlar kendilerine “domuz” dedirtmeme fıtratı üzerine doğmuş, Allah’ın seçkin kullarıdır. Ve hiçbir Allah’ın kulu, onları bu fıtratın gereğini yapmaktan alıkoyamaz. Hatta Allah bile… Sonuçta kaderlerini başkası yazmadı ya… Dün yazdığını iki gün sonra değiştirmeyeceğine göre, onların ne suçu günahı var ki… Artık gerisini kaderlerine iki, üç, dört, hatta iş bulamadıkları için bir maaşlılık bile yazılmayanlar düşünsün! Düşünsünler de “Benim günahım, suçum neydi Allahım!” diyerek dövünsünler! Ya da hallerine şükretsinler!

İki Maaşlıların Haber Değeri Yok!

Hal buyken, günümüz bürokrasisinde iki maaşlılığın bile haber değeri kalmadı artık. Eskidi. Çünkü bürokrasi koridorlarında elini sallasan, birincisinde olmasa da ikincisinde, hadi bilemedin üçüncüsünde iki maaşlı birine çarpacak hale gelindi.

Ama üç maaşlılık için aynısı söylenemez! O günler gelmedi daha. Hele bir dört maaşlılar tespit edilmeye başlansın. Sıra onlara da gelecek! Onlar da haber değerini yitirecek.

Şimdi şuraya iki maaşlı üç beş isim yazsam. Emin olun ilgililerinden başka kimsenin dikkatini bile çekmeyecek. Hatta içinizden birileri “Bunlar da kim?” bile demeyecek. Ama MEB’in üç maaşlı seçkin ve güzide bürokratının adını yazdığımda işin rengi değişecek!

Peki; MEB enkazının üzerinde oturan, şu üç maaşlı şanslı bürokrat kim? “Devlet malı deniz yemeyen domuz” sözünü doğrulayabilmek için cansiperane bir biçimde çırpınan ve bu uğurda kendini feda eden bürokrat kim?