MEB
Holding'in Meçhul CEO’suna Sorular
Atalay
Girgin*
Tüm
kamuoyunca biliniyor ki MEB’de bakan olarak görünen, bakanlık koltuğunda
oturan, bu makama atanmış olan kişi Ziya Selçuk’tur. Ancak zaman içinde de
ortaya çıktığı gibi, o gerçek bir bakan değildir. Malumunuzdur ki eski Milli
Eğitim Bakanlarından Hüseyin Çelik de görevden ayrılırken, “Bakanlık otomatik
pilotta” demişti.
Dolayısıyla
resmi sıfatı, zorunlu hallerde attığı imza ve temsil görevi dışında Bakanlığı
yönetmiyor Ziya Selçuk. Zaten istese de yönetemeyeceğini, kendisine yönettirmeyeceklerini
ve yönetmesi için bu göreve atanmadığını bunca zamanda idrak etmiştir. O
yalnızca Bakanlığın görünen yüzüdür. Ve bir kişiye birilerinin “Bakan”, “Bakanım”
demesiyle de “Bakan” olunamadığının bariz örneklerinden biri de kendisidir.
Yine biliniyor ki MEB’de kavgalar, tartışmalar, çekişmeler, gruplaşmalar, eğitimin nasıl olması gerektiği üzerine farklı düşüncelerin ve önerilerin çerçevesinde başlayıp gelişmiyor. Keza tüm okullarda eğitimin niteliğini arttıracak, bunun içeriğini bilimsel ve doğru bilgilerle donatacak düşünce ve öneriler temelinde de çıkmıyor. Çünkü MEB bürokrasi açısından bunlar ayrıntıdır. Olsa da olur olmasa da… Peki; neyin başında başlıyor ve çatışmaya dönüşüyor tartışmalar, çekişmeler, gruplaşmalar?







