13 Eylül 2020

MEB'de Organize Çeteler Savaşıyor! Bakan Ne Yapıyor?

 

MEB’de Organize Çeteler Çatışıyor! Bakan Ne Yapıyor?

Atalay Girgin*

“Büyük Operasyon! MEB’de Neler Oluyor?”1 sorusuna yanıtın bu kadar kısa zamanda verilebileceğini beklemiyordum. İroni yapmıyorum.

Hem de yazının üzerinden on üç saat bile geçmeden geldi yanıt! Ve gelir gelmez de bu yazının üst başlığının atılmasına vesile oldu (Yanıtı verenleri ve ne dediklerini ne yaptıklarını aşağıda anlatacağım).

Gerçi gelen yanıtın içinde, MEB’deki nüfuzlu birilerinin kimler olduğu belirtilmiyordu. Keza bu nüfuzlu birilerinin hangi özel okulun “3 kuruşluk dijital rehberlik programını 33 kuruşa” hangi özel okula pazarladıkları da… Dahası bu pazarlığın aracısı-komisyoncusu olan ve satışı odalarında “Çak” yaparak kutladıkları genel müdürün kim olduğu da belirtilmiyordu.

Elbette bunun bir nedeni vardı. Çünkü yanıt MEB’den ya da Ziya Selçuk’dan gelmiyordu. Malum 12 Eylül Cumartesiydi ve onlar da hafta sonu tatilindeydi. İşleri güçleri yok da aynı gün yayınlanmış bir yazıdaki soruların peşine düşecek ve hatta saatler içinde yanıtlayacak değillerdi ya… Ama olsun! Ziya Selçuk, nasıl olsa balık kavağa çıkmadan soruşturma açar, öğrenir ve geçen yazıda sorduğum soruların yanına biraz sonra soracaklarımı da ekleyerek tümünü, kısa zamanda yanıtlar! Bundan kuşkusu olan mı var yoksa…?

Neyse… Bu kadar girizgâh yeter! Şimdi başlayabiliriz artık…

Yanıt Nereden Geldi? Ve Kim Bunlar?

Yanıt hiç beklemediğim bir yerden, bir adresten geldi. Aslında doğrudan muhatap aldıkları ve bilinçli bir biçimde doğrudan yanıtladıkları, “Büyük Operasyon! MEB’de Neler Oluyor?” başlıklı yazı da değildi. Onlar MEB’i avuçlarının içi gibi bilseler; MEB ve MEM’lerdeki bazı etkili ve yetkili çemişlerle kolkola girip birlikte yiyip içerek, kilerde yiyecek arayan fareler misali, köşe bucak her yere ulaşıp gizli olması gereken soruşturma dosyalarından bile bilgi ve belge alabilseler de ben onlara hiçbir şey sormamıştım zaten…

Hatta “MEB’DEBÜYÜK OPERASYON” açıklamasını yapanların dört sayfalık metninde adı geçen sitelerden biri olmalarına rağmen, etik tutarlılık ve duyarlılık gereği, adlarını bile anmamış ve bunun nedenini de dipnotta belirtmiştim. Ama onlar, nedendir bilmem kendilerini açık ettiler. Söz konusu metindeki iddialara “MEB’DE BÜYÜK OPERASYONUN ŞİFRELERİNİN DEŞİFRESİ2 adlı, hayli iddialı bir başlıkla karşılık vermeye yeltendiler. Ancak kısa bir süre sonra, yanlış yaptıklarını ya da yayınladıkları yazıyla “kendi kazdıkları kuyuya düşmek” üzere olduklarını düşünmüş olmalılar ki yazıyı kaldırdılar. Bu sitenin adı: MebPersonel.com. 

 

Adı geçen siteyi yıllardır biliyordum. Hatta bir zamanlar benim yazılarımı bile yayınlamışlardı ki artık onları da sitelerinden temizlemişler. Bu o kadar önemli değildi. Önemli olan, bu siteyle 10 Eylül gecesinden itibaren ikinci kez karşılaşıyor olmamdı. Ve her ikisinde de vukuat üzerine vukuat vardı.

 

İlk Karşılaşma: Bir Twitter Mesajı

Bazen hakikat siz doğrudan söylememiş olsanız da 140 karakterlik twitter mesajından sızar. Bazen yüzlerce sayfalık bir kitabın satır aralarından… Bazen bir filmin bir tek cümlesinde billurlaşır ve çağrışımlar yaratır. Bazen upuzun bir şiirin bir tek dizesinde…

Bunların ki gelen tepkiler üzerine çok geçmeden silmek zorunda kaldıkları bir tweetten sızmıştı. 10 Eylül gecesiydi. Bu sitenin bazı çemişleri, adımın da geçtiği bir resmi evrakın görselini paylaşmışlardı. Görselde “Lağımpaşalı”, “Aşk MavidirÖğretmenim” ve “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla” olmak üzere, kitaplarımdan, soruşturulan üçünün adı yazılıydı. Ve bu evrak, sıfatı öğretmen, idareci, MEM yönetcisi vb. olan bazı çemişler tarafından yapılan şikâyet üzerine hakkımda açılan soruşturma dosyalarından alınmıştı. Kitaplara ilişkin bilirkişi raporunun kapağıydı.

Ve bir kez daha önceki şikâyetçi çemişler gibi, tweet atan MebPersonel.com çemişleri de “Lağımpaşalı” adını görür görmez, cumhurbaşkanına hakaret ettiğim iddiasını yinelemişlerdi. Bunu tıpkı, öğretmen, idareci, MEM yöneticisi, vb, sıfatlar taşıyan, kendilerine lütfedilmiş statü ve makamlardan dolayı kendilerini bir halt sanan ve koltuklarının ardına saklanarak iş çeviren çemişler gibi, “Lağımpaşalı” kitabını okumadan yapmışlardı.

Burada sorun “Lağımpaşalı” kitabıyla cumhurbaşkanı ya da birilerine hakaret edilip edilmediği değildir. Aksine Lağımpaşalı sözünü duyar duymaz, MEB’de ya da başka yerlerdeki bilimum çemişin aklına cumhurbaşkanından başka bir şey gelmiyor olmasıdır ki eğer bir suç ve hakaret isnat edilecekse, bunun muhatabı bu çemişlerdir. Muhatap ve sorumlu ne kitaptır ne de yazarı…

Soruşturma Dosyaları Kimlere Servis Ediliyor?

Bu konuda can yakıcı asıl soruna gelelim: MebPersonel.com ya da başka birilerine MEB’deki ya da Ankara MEM’deki soruşturma dosyaları ve içerisindeki evraklar kimler tarafından servis ediliyor? Bu kurumlardaki hangi etkili ya da yetkili kişiler, hangi maddi ya da manevi haz ayrıcalığı karşılığında bunu yapıyor? O soruşturma dosyalarının içinde taciz olayı nedeniyle ifadesi alınan öğrencilerin, korunması, saklanması gereken, MEB ve Ankara MEM’e emanet edilmiş açık beyanları da var.

Peki; tüm bunlar olurken, dahası twitter’da bile paylaşılırken, Ziya Selçuk ne yapıyor? Yalnızca bakıyor mu? İş hamasete geldiğinde, “öğrenciler bizim ve MEB’in gözbebeğidir” mealinde sözler döktüren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk için o dosyalarda ifadesi yer alan ve kimisi cinsel tacize uğramış olan öğrenciler, artık göze batan dikene mi dönüştü? Ziya Selçuk’un bir “Gören” olamadığını biliyoruz ama hiç olmazsa bir bakan olarak gereğini yapmasını ve o soruşturma dosyalarını servis eden, Mebpersonel.com’a bilgi ve belge sızdıran çemişleri, en yakınındakilerden başlayarak kapının önüne koymasını bekliyoruz.

Ama ne yazık ki bunu yapabileceğini de hiç sanmıyorum. Çünkü bunu yapabilmek için öğretmenlere ve eğitime ziya olabilen bir BAKAN olmak gerek, bakan değil!

MebPersonel.com ile İkinci Karşılaşma: Silinen Bir Şey…

“Şey” dememin nedeni, yazıp sildikleri ve aşağıya linkini eklediğim metin. Haber desen haber değil. Haber/yorum desen haber/yorum değil! Yazı hiç değil… Bir acayip şey işte! “MEB’DE BÜYÜK OPERASYON” adıyla yapılan açıklama metni üzerine kaleme alınan satırlar... Sanki suçüstü yakalanmışçasına, bir yandan aceleyle ve bir an önce karşılık verme telaşıyla, çalakalem yazılmış. Bir öğretmen ve eğitimci sitesine yakışırcasına da hakaretlerle başlamış yazmaya… Diğer yandan ise kendilerinin ne kadar örgütlü, güçlü ve hangi derin mahfillerle bağlantıları olduğunu sergilemek için, karşı tarafa da gözdağı vermek amacıyla döktürülmüş ve sonra da hemen yayınlanmış. Aynı hızla da yayından kaldırma telaşına düşmüşler.

Seçtikleri başlık da hem iddialı hem manidar: “MEB’DE BÜYÜK OPERASYONUN ŞİFRELERİNİN DEŞİFRESİ” …  İddia büyük de gerisi hikâye…

Şimdi sadede gelelim ve hem MeebPersonel.com’un hem de “MEB’DE BÜYÜK OPERASYON”un neredeyse önüne gelen ve bulabildikleri her kurumun ve yetkilinin twiter adresini etiketleyerek gönderdiği metinde yazdıklarını birlikte değerlendirelim:

İki metinde de yazılanlardan ilk anlaşılan odur ki her iki tarafta organize bir güçtür ve hedefine odaklanmıştır. İkincisi ve daha önemlisi her iki organize güç de AKP’lidir. Karşı tarafın yaptıklarıyla “AK Parti”ye zarar verdiğini söylemektedir. Onlar kendilerinin “gerçek vatan evlatları ve gerçek AK Partili” oldukları, hatta “gerçek vatansever ve gerçek Müslüman” oldukları iddiasındadırlar.

Elbette iddia bu olunca, kaçınılmaz sonuç da kendileri dışındakilerin ve özellikle çatıştıkları diğer grup ya da grupların ise “gerçek Müslüman, gerçek vatansever” olmadıkları gibi, “Öz hakiki, gerçek AK Partili” de olmadıklarına varmaktadır. Ne diyelim… Hayırlı olsun!

MebPersonel.com Bir Tarafın Yayın Organı Mı?

Taraflardan birinin iddiası, kendilerine muarız kabul ettikleri ve “Ziya Selçuk’a darbe yapacaklar” iddiasında bulundukla organize gücün, MEB içindeki bürokrat elebaşları tarafından kontrol edilen ve yönlendirilen, istedikleri haberi yaptırıp, istedikleri yorumu yazdırdıkları internet siteleri vardır. Ve iddiaya göre, bunlardan biri yazımıza konu olan MebPersonel.com’dur. (Şimdilik adı geçen diğerlerini yazmıyorum.)

Üçüncü bir husus, her iki organize gücün de el bebek gül bebek koruyup kollamak ve nadide bir çiçek gibi saksılarda var etmek istedikleri kişi Ziya Selçuk’tur. Bu ne sevgi bu ne aşk yarab! Ne var ki iki tarafta birbirini Ziya Selçuk’u alaşağı etmekle itham etmektedir. Hatta MebPersonel.com, karşı tarafa, “Bakan adayı kim?” sorusunu yöneltmekte ve ardı sıra, hangi bakan adayına çalıştıklarını sormaktadır.

Tam Bir “Merd-i Kıpti…” Durumu

Derler ki “Merd-i Kıpti secaat eylerken sirkatin söylermiş”. MebPersonel.com’un önce yayınlayıp sonra sildikleri de bunu çağrıştırıyor. “MEB’DE BÜYÜK OPERASYON”un metnini deşifre edeceğiz derken, kendilerinin hangi derin mahfillerden teknik ve istihbari destek aldıklarını sergilercesine, “Operasyon üssü Diyarbakır ilidir” diyorlar. Yetmiyor.

Telefonun hangi tarihte kimin adına alınıp kullanıldığını ve nerede aktive edildiğini de yazıyorlar. Hızlarını alamayıp yapılan konuşmaların dökümünü verecekler neredeyse… Hem de söz konusu metnin dolaşıma sokulmasının üzerinden 48 saat bile geçmeden bu bilgilere erişiyorlar. Peki; bu teknik desteği ve bilgileri kim ya da kimler sağlıyor? Dahası, arkasında organize bir güç olmayan, sıradan bir internet sitesi bunları yapabilir mi? Keza ucunda ballı kaymaklı mamalar olmadan birileri bunu yapar mı? Bu durumda sağa sola dağıtılabilecek ballı kaymakların kaynağı ne?

Sendikadan Mı Söz Ediyorlar Bekçi Köpeğinden Mi?

Anlaşılan odur ki organize güçlerin, grupların ya da çetelerin MEB’deki rant ve koltuk savaşı dışarıdan görülebildiğinden çok daha büyüktür. Şimdilik kafalar kollar kırılmamış, bıçaklar çekilmemiş, silahlar ateşlenmemiş olabilir ama yakında bunların olmayacağının hiçbir garantisi yoktur.

Buradan hareketle; karşı tarafın işin içine sendikayı da soktuğunu ima eden MebPersonel.com, kendinden emin bir biçimde “Olayı sendika yaptı görüntüsü vermek isteyenlere asla itibar edilmemelidir. Sendika kurumsal bir yapıdır.” diyerek devam ediyor: Bu operasyonun öncelikle Ak Parti’ye zarar vereceğini bilir ve asla böyle bir işin içine girmez.

Bak sen şu işe! Sanki bir sendikadan, bir öğretmen örgütünden değil de ağıldaki koyunları dışarı salmasın diye ağılın kapısına bağlanmış bir bekçi köpeğinden söz ediyor. Öğretmenlerin, eğitimi planlayıp yönetmesi gerekenlerin bu hale düşeceğini, düşürüleceğini kim bilebilirdi ki… Ama başardılar işte…

Peki; bu sendika hangi sendikadır? Eğitim-Sen ve Eğitim-İş olmadığına göre… Geriye MEB’de örgütlü iki sendika kalıyor. Biri Eğitim-Bir-Sen, diğeri ise Türk Eğitim-Sen. Sizce Mebpersonel.com’un hakkında bir bekçi köpeğiymişçesine değerlendirmede bulunup hüküm verdiği sendika hangisidir? Birincisi mi, ikincisi mi? Yoksa her ikisi birden mi? Karar sizindir!

“Bakan ne yapıyor?” demiştim başlıkta. Dikkat edin tüm bunların yaşandığı yer, MEB’dir. Ziya Selçuk’un bakan olduğunun söylendiği, bakan olarak atandığı MEB…  Peki; sonuç? Bakan gerçekten bakıyor. Hem de yalnızca bakıyor! Gözlerini bile kırpmadan…

Yoksa MEB içindeki birbirine karşıt organize gruplar, çeteler neden bu kadar çok sevsinler ki Ziya Selçuk’u? Boyuna, gözüne kaşına hayran değiller ya…



* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”, “Lağımpaşalı”, “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com

Hiç yorum yok: