15 Nisan 2021

Ece Ayhan Şiirinde Politik Yansımalar

 

Ece Ayhan Şiirinde Politik Yansımalar…

Halit Suiçmez

“…Genel olarak sanatta, ki esas olarak edebiyatta, bir yapıtı, hatta bir tek şiir ya da öyküyü bile felsefeyle sorguya çeken, felsefeyle değerlendirip değerleyen bir bakış…felsefi bir bakıştır…”(Atalay Girgin, Edebiyat Nedir Kİ, Dorlion Yayınları, 2019, Sayfa;113)


Ece Ayhan(1931-2002) Datça’da doğmuş, İzmir’de ölmüştür.

Tam adı,Ece Ayhan Çağlar.

Yüksek öğrenimine 1953'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde başlar ve 1959'da mezun olur.

Aynı yıl, İstanbul maiyet memurluğunda başladığı stajını ve kaymakamlık kursunu tamamlar.

1962'de Deniz Hafize Hanım ile evlenir ve kaymakam olarak atandığı Gürün'de göreve başlar.

1963'te Alaca'da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerine atanır; aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya gelir.

1964'te Tuzla Piyade Okulu'nda yedek subay öğrenci olarak başladığı askerlik hizmetini tamamlar ve 1965'te Çardak (Denizli) kaymakamlığına atanır.

Disiplinli bir yaşam tarzı ve memurluk hayatı, edebiyat çevrelerinde bugün de “hırçın şair”, “huysuz şair” olarak anılan Ece Ayhan’ın yaradılış özelliğiyle bağdaşmayacak olgulardır.

Ece Ayhan, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak “soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” dediği İstanbul’a yerleşir.

Kansere yakalanan eşi Deniz Hafize Hanım'ı 1968'de kaybeder. Ekonomik durumunun çok kötü olması ve yaşının küçüklüğü gibi nedenlerle oğlunun bakımını eşinin ebeveynine bırakır.

Ece Ayhan, 1974’ten ölümüne kadar, beynindeki tümörün yol açtığı birtakım hastalıkların sıkıntılarıyla yaşamıştır.

Hayatı Bir Romana Esin Kaynağı Olmuş Şair; Ece Ayhan

Şair ve yazar, bürokrat İsa Küçük Sarışın ve Kara romanında kendi deneyimlerinden başka  Ece Ayhan’ dan da esintiler almıştır.Ama bu roman biyografi  de, oto biyografi de   değildir,kurgusal bir romandır. Öz yaşam öykülerinden de esintiler içeren yaratıcı bir yapıttır.

“1965 yılının Türkiye’sinde Anadolu’da, taşrada, bir küçük ilçenin yönetiminde, başta kaymakam olmak üzere çeşitli üst düzey devlet yöneticilerinin durumu ve dramı verilmektedir bu kitapta..”

(https://www.altinovagazete.com/kalkinmanin-romani-sarisin-ve-kara-i-makale,1919.html)

(https://gercekedebiyat.com/haber-detay/sarisin-ve-kara-romani-hakkinda-bazi-dusunceler/5518)

Yazar Halit Suiçmez, İsa Küçük’ün bu yapıtını, “ülkemizde yazılmış önemli kalkınma romanlarından biri” olarak nitelendirmiştir.

Şiirlerinden…PolitikYansımalar….

Ece Ayhan Modern türk şiirinin en önemli isimleri arasında yer almayı başarmıştır.

Şiiri; toplumsal anlamda, toplumsal ve bireysel yoksunluğun, acının-hüznün sesi olarak tanımlar.

“Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim…”

“Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?”

Bu sahici bir şiirdir. Şiirin özü yaşamın acılıtecrübelerine dayanır.

İktidar hayatı tutuklayan aygıttır.

Yazar İsa Küçük, Sarışın ve Kara romanında, yurtsever bir kaymakamın ilçe yönetiminde- deyim uygunsa- toplumsal kalkınmanın sağlanmasına katkı vermek için, “tüzüklerle-yasalarla-haksız suçlamalarla nasıl mücadele ettiğini…” estetik-edebi bir dille anlatmaktadır.

Kapitalizmde toplumsal ilişkiler, üretimin toplumsal niteliği ile mülkiyetin bireysel niteliği arasındaki çelişki bireyin hayatını büyük ölçüde tutuklamıştır.

Bu kapsamda “Meçhul Öğrenci Anıtı” şiirine değinebiliriz.

“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür…”

Otorite kara mermerdir.

“Çocuk” imgesi sorgulamanın öznesidir. Masumiyettir. Devlet ise kara mermerdir.

Bellek ve vicdan birgün kayıpları kavrayıp kucaklayacak. Toplumsal dayanışma olacak mutlaka.

Çocuk, hakikati, okul otoriteyi temsil eder.

Eğitim ezbere dayalı, hayattan kopuktur. Sokak özgürleştiricidir. Çocuklar sokakta bu yapının içindedir. Sokaklar şiirin de, direnişin de atar damarlarıdır. Tarihsel ve toplumsal gelişmelerin bir çoğu simge ve metaforlarla ifade edimiştir. Şiirin gücü sokaktan gelir.

Şair şiirlerinde sorulara çokça yer vererek bizi felsefi bakışa çeker.

Diyaloglar ve diyalektik çağrışımlar bize birer çağrıdır.

“Devlet dersi” otoritenin kendini üretme ve sürekli kılma aracıdır.

Ülkelerde yıllardır, “gizli güçler, faili meçhul cinayetler, aydın katliamları, sağ-sol çatışmaları, askeri darbeler” adı altında nice aydın, yazar kıyımı yapılmış, kitlesel cinayetler işlenmiştir.

Bizim gibi ülkelerde toplumsal kalkınmanın sağlanamamasını şair deyimiyle, “devlet dersinden sınıfta kalmak” olarak niteleyebiliriz.

Şiir okuyucuya bir davettir.

Suskunlaştırılan insanlara bir dayanışma ve diyalog kurma umuduna ve özlemine bir çağrıdır.

Hem davet hem eleştiri var şairin dizelerinde..

“Ey son taksitlerini yatıranların kentindeki okuyucu

Her yakın zulmün küçük hisseli uzak ortağı”

Tıpkı Nazım’ın;

“Kabahat senin- demeğe de dilim varmıyor ama-

kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!”

Demesi gibi..

Sokakların dilini şiirin diline dönüştürür.

Aslında bir imge şairidir Ece Ayhan..

Derin bir siyasal eleştiri var, içsel umut var dizelerinde..

Kendine özgüdür, estetik anlayışını; insancıllığı acıdan, şiddetten, iktidar baskısından kurtarmak ve gizlenmiş gerçeklerin dilini arama çabası oluşturur.

Orta ikiden terk çocuklar için yalınayak şiirler yazmak..

Ece Ayhan tarihe nasıl yaklaşır?

Bunu “yort savul” şiirinden anlarız.

Yoldan çekilin, savulun anlamındadır.

Tarihte padişah geçerken, “yolu açın, savulun, çekilin” anlamındaki söz şiirde halkın tarihin kapısından girmesi için kullanılır.

“Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!

En geniş zamanlı bir şiir yazacağız…

Çocuklar ile bile muhbirler! Ve bütün ahali!

Hep birlikte, üç kez, bağırarak yazınız

Kurşun kalemle de olabilir

Yort Savul!”

Böylece tarihi toplumsallaştırır. Açılan kapıdan halk girer tarihe.

Bu noktada Halil İnalcık gelir aklımıza, sosyal tarihçidir o da.

Özgürlükten, demokrasiden, toplumsal kalkınmışlıktan uzak olanlara halk ne zaman “yort savul” diyecek..?

“Kendi kendinin terzisi bir kambur” şiirinde ayrıksı insanların kendi öz güçlerine güvenmesi konu edilir.

Kambur normalin dışını, aykırı ve yaralı bir vücudun dilini ifade eder.

Çocuk ve kambur, yoksunluğu, başkaldırıyı, masumiyeti, toplumsallığın öteki tarafını temsil eder.

Kambur için üretim yapan tezgah yoktur. Bu yüzden kendinin terzisi olacaktır.

Şiir çok işlevlidir Ece Ayhan’da..

“Şiirimiz her işi yapar abiler!”

“Açık atlas” şiirinde metafor hem iktidarın müfredatlarla kendini coğrafyada kodlaması hem de çocuğun kendine yol arayışıdır.

Burada orta ikiden terk eden çocuk ile arka sıradan seslenen çocuk bütünleşip egemenlerin baskısından geniş atlaslara doğru kaçışı simgeler.

Yine Nazım’ın “motorları maviliklere süreceğiz çocuklar “şiiri aklımıza gelmektedir burada..

Şiirinin ana renkleri mor ve karadır.

İsa Küçük’ün romanının adı ise Sarışın ve Kara’dır.

Bu isimlerin çağrıştırdıkları, esin kaynakları ayrı bir inceleme konusudur.

Bakışsız Bir Kedi Kara şiir kitabı 1965’te yayımlanır.

Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklarbir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.

Bakışsızlık neyi imgeler?

Bakıştan hem mahrum olmayı hem de mahrum etmeyi içeren bir durum ve bu nedenle de daha çok kenara itilmişlerin tepkiselliğini ifade ediyor.

Black Cat Café (Kara Kedi Cafe) , San Francisco’da vaktiyle “Beat”lerin ve bohemlerin uğrak yeri olmasıyla ünlenmiş bir kafe-barın adı.

“…1933’de (ikinci defa) açılan mekan, zamanla bir gay bara dönüşmüş ve bu nedenle de bir sürü sıkıntı yaşayarak 1963 yılında kapılarına kilit vurmak zorunda kalmış. Bakışsız bir Kedi Kara kitabının 1965’de yayımlandığını hatırlayacak olursak, şayet haberdarsa konuya hassasiyetle yaklaşmış olması muhtemel Ece Ayhan’ın “Kedi Kara” ile Black Cat Café’ye göndermede bulunmuş olabileceğini düşünebiliriz. Bu düşünüldüğü anda da “insancıl okullardan kovgun” dizesi tekrar yankılanır kulaklarda…”(http://gllsmdincer.blogspot.com/2015/05/gelelim-siirin-tahliline-bakssz-bir.html ,erişim tarihi, 07.04.2021 )

Ece Ayhan’ın ana renkleri, toplumsalın dışında ya da kenarında bulunan kişileri temsil eder. Şiirlerinde tarihsel, toplumsal, siyasal eleştirilerin yanı sıra ironiler de bulunmaktadır.

Ece Ayhan şiiri; hem tarihsel ve toplumsal gelişmelerin edebiyata yansıması açısından, hem günümüz ekonomi politiğinin temellerinin kavranmasına katkı bakımından, hem de  gerçekliğin bilgisini göstermek,insancıl duyarlılığı geliştirmek, estetik haz vermek, insanı deneyimli kılmak ve insanda estetik bilinci oluşturup geliştirmek gibi kazanımlar olarak yararlı olmaya devam edecektir…

 

Hiç yorum yok: