20 Temmuz 2017

HAREM-İ KÜLLİYE SIRLARI

Yakında... Yakında... Yakında
Harem-i Külliye Sırları

Atalay Girgin

“Bir daha yaşanmasın diye… Başta Pozantı Cezaevi, Haymana Nuri Bektaş Anadolu Lisesi ve Karaman olmak üzere, tüm cezaevleri ve okullarda, yurtlarda cinsel taciz ve tecavüze uğrayan çocuklar için…”

Aynaların miadı sırları kavlayıp döküldükçe başlardı. Sırların miadı ise hakikat, tevatür demeksizin rivayete, söylentiye dönüşüp dile düştükçe…

Kimileri inanırdı bunlara… Kimileri inanmaz. Lakin söz ağızdan çıkar, sırlar aralanırdı artık.

Kimileri ise “olsa da olmasa da” der kör bir inatla devam ederdi:

“Eğri ya da doğru ne halt ettiyse etti, kapatalım gitsin. Recep, bizim Recep! Hırlıysa da hırsızsa da bizim Recep… Zamparaysa da bizim Recep, kulamparaysa da… Aynı camiye gidip, aynı safta durmuyor muyuz? Alnımız aynı secdeye değmiyor mu? Allah’ımız bir, kitabımız, peygamberimiz bir değil mi? Yüzümüzü aynı Kâbe’ye dönmüyor muyuz? Allah’a havale edin gitsin! Kapatın bu işi… Düşünün: Bir daha ne zaman gelir memlekete, böylesi mübarek bir kişi… ” (Kitaptan)

Ya Muhammed, ya Ebubekir, ya Osman ve ışıklar sönünce gecenin karanlığına sığınan diğerleri… Onları kim düşünürdü?

Recep, Amine, Cihannüma, Saim ve Saksafon Belma mı? Yoksa Yaver mi?

Harem-i Külliye Sırları
YAKINDA OKURLARLA BULUŞUYOR!

YAKINDA! BEKLEYİN!


Hiç yorum yok: